Haydi el ele

Prof. Dr. Bahattin Çeliköz ile Engellilerimiz ve projemiz ile bir röportaj gerçekleştirdik

Kendisi uzun yıllar Gata’da plastik cerrah olarak çalıştığı için engellilere hiç de yabancı değil. Ve engellileri düşünmenin, onları için bir şeyler yapmanın bir ibadet olduğu görüşünde

Prof. Dr. Bahattin Çeliköz ile Engellilerimiz ve projemiz ile bir röportaj gerçekleştirdik

-Öncelikle sizi biraz tanıyalım.

Ben Bahattin Çeliköz. Emekli doktorum. Askeriye de yıllarca plastik cerrah olarak görev yaptım. 2008 yılında kendi isteğimle emekliye ayrıldım. Şu anda özel çalışmaktayım muayenehanemde. Yıllarca gerek asker olmamın gerekse plastik cerrahı olmam nedeniyle birçok travmalar, yaralanmalar neticesinde uzuv organları, organların kesimi ve yapımıyla uğraştım. O nedenle fiziksel engelli kişilerin hem bedensel yapısını hem de ruhsal yapısının içinde büyüdüm, çalıştım. O yüzden konuya hiç de yabancı değilim. Ama bedensel engelli olmak ayrı, bedensel engelliyi düşünmek ayrı. Bu farklı. Bedensel engelli olmak bir yaşam biçimi onu kabul ediyorsunuz. Eliniz yok, bacağınız yok deynekle yürüyorsunuz. Bir de o kişilere ihtiyaçları ve zorunlulukları çerçevesinde yardımcı olmak en azından toplum içinde onların engelli olma psikolojisinin dışında üretime ve sosyal hayata yönelik çalışmalarını sağlamak lazım. Ben sizi özellikle bu tür bir yaklaşımda bulunduğunuz için çok teşekkür ediyorum.

- Kurumunuz hakkında bilgi verir misiniz? (özel mi, devlet mi? Bağkur, Ssk geçiyor mu?) Ve burada ne gibi tedaviler ya da uygulamalar yapıyorsunuz?

Şimdi emekliye ayrılmadan önce devlet ve askeri hastanelerinde çalıştığım için, o zaman SGK güvencesi altında birçok kişinin tedavisini yapabiliyordum. Ama emekli olduktan sonra branşımın giderlerini SGK karşılamadığı için şu anda özel sigortalar hariç, sgk ve devlet katkılarından faydalanamıyoruz ve yardımcı olamıyoruz. Biz burada bir bina içinde 11 farklı branşta olan doktorlarız. Burada;  kadın-doğum, alerji, ortopedi, çocuk kardiyolojisi ve patoloji laboratuvarımız olan bir nevi tıp merkezi gibi ama tıp merkezi değil, bireysel ve özel muayenehane kapsamında çalışıyoruz. Her doktorun kendine has bir muayenehane uygunluk belgesi var. Ama böyle bina içerinde çalıştığımız için dışarıdan bir merkez gibi gözüküyor.

-Türkiye sizce estetik ve plastik cerrahı olarak nasıl bir durumda? Yurtdışına göre kıyaslarsak?

Şunu gururla söylemek isterim ki; türk plastik cerrahisi dünya çapında hatta dünya standartlarından daha ileri bir seviyede. Örneğin; geçmiş yıllarda yapılan yüz nakilleri, organ nakilleri bunun birer kanıtı. Dünyada plastik ve estetik cerrahının en gelişmiş olduğu ülke Amerika gibi düşünülür. Fakat Amerika’daki olanaklar çok yaygın ve çok fazla olduğu için onların uygulayabilirlikleri daha fazla. Biz        Türkiye’de sınırlı koşullarda ameliyat yapmamıza rağmen bireysel olarak Amerikalı, Avrupalı plastik cerrahlardan çok daha becerili, çalışkan ve başarılıyız. Nitekim Türk plastik cerrahlarının yapmış olduğu dış yayınlar bunun birer kanıtı. Bu yüzden gerçekten Türk plastik cerrahisi olarak dünya çapında kendini geliştirmiş olan ve kabul ettirmiş bir yapıya sahibiz. Zaten bugün sağlık turizmi dediğimiz yani, yurtdışından gelen hastaların Türkiye’yi tercih etmeleri, bunların başında estetik cerrahi de var diğer branşlarda var. Bu da Türk Tıpı’nın ve plastik cerrahisinin ne kadar başarılı olduğunun bir kanıtı.

 

 

-En çok kadınlar ya da erkekler estetik oluyor diye bir genelleme yapabilir misiniz?

Genel olarak kadınların daha ağırlıklı olduğunu düşünebiliriz ama gerçekte öyle değil. Kadın sayısı kadar erkeklerin de bu konuyla ilgilendiğini ve estetik operasyonlar yaptırdığını söyleyebiliriz. Örneğin: erkeklerde saç ekimi bunlardan birisi. Burun ameliyatları, yüz germe. Kadınlarda da; göğüs büyültme-küçültme, burun, göz kapağı ameliyatları ve yağ aldırma gibi. Ve bunların haricinde sadece ameliyat değil, ameliyatsız bir takım düzeltmeler; botox, kok hücre ve cilt gençleştirme gibi uygulamalarımızda var.

-Yapılan ameliyatlar sağlık için mi yapılıyor yoksa tamamen kişinin kendi dış görünüşünü düzeltmek adına mı?

Şimdi, gelen hastalar aynaya baktığında beğenmediği ya da hoşuna gitmeyen bir takım şikayetlerden dolayı bize geliyor. Fakat, biz onları muayne ettiğimizde çoğunun sadece güzellik ve estetikten öte, bir çok sağlık sorunu olduğunu görüyoruz. Sağlık sorununun bilincinde değil. Buraya gelince mesela karnındaki ya da kalçasındaki yağları aldırmak isteyen geliyor. Ee bir bakıyorsun ki oradaki yağlar genel sağlık kan tablosunun kötüye gittiğini gösteriyor. Bu işi bilen gerçek plastik cerrahlar gerekmediği sürece ameliyat yapmazlar. Ama hem estetik hem de sağlık açısından bir sorun varsa ameliyat gerekir.

- Peki en zor estetik ameliyatı sizin için hangisidir? Örneğin; burun, göğüs vs… Neden?

Valla aslında her ameliyat zordur. Çünkü özellikle estetik ameliyat, genel tıpta şöyle bir şey var; ameliyat yaparsınız kaç dikiş oldu derler. Yani, ameliyatın büyüklüğü dikiş sayısına göre ölçülür halk arasında da. Ama hiç öyle değildir. Örneğin, biz bir dikiş koyarız göz kapağı ameliyatına, fakat gözkapağı ameliyatı çok önemlidir. Doğru düzgün yapamazsanız görme bozukluğundan tut da, estetik ve görünüm sıkıntıları ön plana çıkar. Burada önemli olan zorluğu değil her ameliyat zordur. Esas önemli olan nokta kişiye hangi ameliyatı ne zaman ve nasıl yapacağının kararını vermektir. Burun ameliyatı için gelen bir kişiye bu ameliyatı yapmalı mı yapmamalı mı, ya da nasıl yapmalı. Bu kararı vermek oldukça önemlidir. Çünkü yanlış bir karar ve deneyimsiz bir cerrahi müdahale uyguladığınız zaman kişiye faydadan çok zarar sağlarsınız. Zaten tıpta da şey vardır; Hipokratın bir sözü, kişiye zarar vermeyiniz.

-Ameliyatlarda herhangi bir yaş sınırı var mı?

Yok. Sadece o ameliyata gerek var mı yok mu ona bakıyoruz. Yapılacak olan ameliyat ne kadar faydalı olur ne kadar fayda görmez onun değerlendirmesi yapılır.

-Bildiğiniz gibi Haydi El ele engelliler için kurulmuş bir platform.  Öncelikle sizin engelliler ile ilgili düşünceleriniz nelerdir? (yaşayışları hakkında, sağlık kurumlarındaki hakları hakkında)  Onlar için herhangi bir etkinlikte bulunmak ister misiniz?

Tabi kesinlikle. Yıllarca askeri hekimlikte, rekonsüksiyon cerrahısı dediğimiz az öncede bahsettiğim gibi güneydoğu olayları, depremler, ateşli silah nedeniyle yaralanmalar ve buna bağlı olarak bir çok engelli hastalarla birlikte oldum. Engelli olmak kolay bir şey değil. Hepimiz engelli olabiliriz. Bir saat sonra bir trafik kazasında elim kopabilir, çenem kırılabilir. Bu hepimizin başında o yüzden önemli olan engelli olmaktan öte engellilere rahat bir ortam sağlamak ve onların özgüvenlerini ve sosyal yaşantılarını rahatlatabilecek ortamlar hazırlayabilmek. Bir tekerlekli sandalyede olan bir kişinin kaldırıma çıkabilmesi için

rampaların olması. Bazı özel yolların veya kaldırımların yapılması. Görmeyenler için ışık ses sisteminin yapılması ya da sarı çizgi yollarının yapılması gibi. Gelişmiş ülkelerde bunlar çok yaygın ve herkesin saygı duyduğu bir konu. Ama maalesef ülkemizde bu eğitim ve kültürü veremediğimiz için çok sıkıntılar çekiyoruz. Engelli kardeşlerime yapabileceğim her türlü yardım için hep amadeyim. Kapım her zaman açık. Maddi ve manevi elimden ne gelirse yapmaya hazırım. Bunun bir ibadet olduğunu düşünüyorum. Milli bir sorumluluk olduğunun bilincindeyim.

- Toplumsal değerlere sahip çıkan projemizin, üniversite öğrencilerinin katılacağı bir makale yarışması düzenleyecek. Bu makalenin konusu farklılaşma olacak. Onlardan farklılaşmanın ne demek olduğunu öğreneceğiz. Örneğin: bir engelli diğer insanlara göre farklı mıdır? Bu sebepten dolayı toplumda ortaya çıkan durumların tartışılacağı bir makale yarışması olacak. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu tür yarışmalar gençlerimizi daha bilinçli olmaya iter mi?

Kesinlikle katılıyorum. Kitlelerin eğitilmesinde sosyal medya dediğimiz iletişim ağları çok önemli. Bu internette olabilir. Facebook ya da Twitter’da olabilir. Televizyonlarda paneller şeklinde olabilir. Konuyu devamlı gündemde tutup, sıcak tutup sponsor olabilecek kurumların dikkatini çekerek bu tür destek ve yardımların yapılması oldukça ses getirir ve faydalı olur. Bu düşüncenizi de desteklerim. 

facebookta paylaş