Haydi el ele

Engellilerimize ve yardıma muhtaç kişilere duyarlılığı ile bilinen; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Rasim Acar beyi yerinde ziyaret ettik

Sizleri de pırıl pırıl gençler olarak böyle ulvi amaçlar sosyal sorumluluk projelerinde öncü olarak faaliyet göstermenizi çok önemsiyorum ve tebrik ediyorum

Engellilerimize ve yardıma muhtaç kişilere duyarlılığı ile bilinen; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Rasim Acar beyi yerinde ziyaret ettik

-Öncelikle bu kadar yoğunluğunuz arasında bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. Bu yıl MHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayısınız. Sizi biraz daha tanıyalım. Rasim Acar kimdir, nerelidir, neler yapar?

.Bende sizlerden biriyim. Yıllardır hayatını gönüllü faaliyetlere, sosyal sorumluluk projelerine adamış idealleri doğrultusunda kendisine bir hayat çizgisi ortaya koymuş ve hedefler ortaya koymuş bir kardeşinizim. Ben, 1976 yılında İzmir’de doğdum. İlk ve ortaöğretimimi İzmir’de tamamladım. 1993 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehircilik ve Bölge Planlaması bölümüne girdim. Okulumu “Şehir Plancısı” unvanıyla bitirdikten sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Müdürlüğünde hizmete başladım. Ve üç buçuk yıl Ulaşım Planlama Müdürlüğünde, İstanbul genelinde ulaşım ve trafik düzenlemeleri ve projelerinde hizmetlerim oldu. Belediye de çalıştığım dönemde yüksek lisansımı Yıldız Teknik Üniversitesi- İnşaat Yönetimi bölümünde tamamladım. 13 yıldır serbest şehircilik hizmetleri veriyorum. Kendime ait bir firmam var. Türkiye genelinde İstanbul ve farklı şehirlerde şehirlerin markalaşması, şehirlerin imajı, kentsel stratejiler, ulaşım planlaması, imar planları, kentsel tasarım projeleri konularında danışmanlık hizmeti veriyorum. 15 yıldır İstanbul Çevre Konseyinde gönüllü faaliyetlerim var ve İstanbul Çevre Konseyi genel sekreter yardımcısıyım. Oto-doğalgaz istasyonu derneği başkanıyım, kurucularındanım. Beşiktaş Kulübü kongre üyesiyim, iyi bir Beşiktaşlıyım. İyi bir İstanbul sevdalısıyım. Hayatımı açıkçası sivil toplum kuruluşlarında gönüllü faaliyetlerle sürdürdüm. İstanbul Semtleri isimli bir platformun kurucusu ve başkanıyım. On bin civarında üyesi bulunan İstanbul’daki farkındalık grubu oluşturmak için, İstanbulsemtleri.com isimli web sitemiz var. Yıllardır sevdasını yüreğimde taşıdığım, gönüllü faaliyetler yürüttüğüm İstanbul’uma 30 Mart sonrasında 4 yıl İl Başkan Yardımcılığı yapmış olduğum partimde İstanbul’da Büyük Şehir Belediye Başkanı olarak hizmet vermek için yola çıktım. Rasim Acar denildiği zaman ben kendimi; İstanbul Gönüllüsü olarak tanıtıyorum kısaca.

 -MHP’nın tutumunun diğer partilere göre daha sakin ve daha sessiz görüyorum. Parti adına bize kendinizi nasıl açıklarsınız?

Şimdi şöyle söyleyeyim son yıllar tabi ülkenin özellikle iktidarın yürütmüş olduğu politikalar sebebiyle ciddi anlamda toplumun ayrıştırıldığı, kamplaştırıldığı, ötekileştirildiği ve ciddi anlamda parçalandığı ve bölündüğü bir dönem geçiriyoruz. Böyle bir dönemde Milliyetçi Hareket Partisi devlet olma, millet olma özelliğini önemsediği ve milletin birliği ve beraberliğini birlikte yaşama kültürünü, bir olma kültürünü önemsediği için her zaman sağduyulu yaklaşımlarını politik olarak, stratejik olarak sergilemiştir ve sergilemeye devam edecektir. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin söylemleri de politik stratejisi de; önce ülkem ve milletim, sonra partimdir. Bizde genel başkanımız ve liderimizin bizler için tutmuş olduğu bu ışığı bu stratejiyi sergiliyoruz. Her zaman ülkemiz ve milletimiz önceliğimizdir. 45 yıllık siyasi bir parti olan köklü bir hareket olan Milliyetçi Hareket Partisi hiçbir zaman ülkesinin ve milletinin değerlerini çatıştırmaz ve hiçbir şekilde bölücü unsurlarla ülkenin bölünmesine müsaade etmez. Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak demokrasinin işleyebilmesi, iktidarın ancak demokratik yollardan sandıktan geçen bir süreç ile indirilebileceğine inanan bir partiyiz. Hiçbir provokasyona hiçbir çatışma kültürüne alet olmayacağız. Milliyetçi Hareket Partisi her zaman sağduyulu yaklaşımını sürdürecektir. Genel başkanımızda her zaman devlet adamı kimliğini korumaya devam edecektir.

-Eminim ki İstanbul hakkında pek çok projeniz var. Ama bizi ilgilendiren en önemli projelerden biri engellilerle ilgili olanı. Planlarınız nelerdir? Dinleyebilir miyiz?

Şöyle söyleyeyim; engelliler toplumumuzun bir parçasıdır. Engellilerin sorunu sadece engellilerin sorunu değildir. Toplumun bir sorunudur. Toplumumuzun ’ini temsil ettikleri için. Ciddi bir yoğunluktalar. O sebeple engelli sorunu olarak adlandırmıyorum. Bence toplumsal bir sorundur. Toplumun bir sorunudur diye düşünüyorum, o sebeple yıllardır siyasilerin yerel ve genel seçim önceleri vatandaşlarımıza özellikle engelli kardeşlerimize yönelik vaatleri sadece söz vermekten ve yalan olmaktan öteye gidememiştir. Hiçbir şekilde bir engellinin şehir hayatında ne sıkıntılar yaşadığını, nasıl bir hayat sürdüğünü ve nasıl sorunlarla karşı karşıya geldiğini diğer bir engelliden daha iyi anlayamaz. O sebeple engellilerle ilgili söylediğimiz ve yapacağımız her türlü projeyi, engelliler ve engellileri temsil eden sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle birlikte düşünmek ve karar vermek zorundayız. Bu nedenle İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nin var olan ve 7 Genel Sekreter Yardımcılığından bir tanesini sadece engellilere ayırıyorum. Sadece bir genel sekreter yardımcılığı tahsis ediyorum, engellilerin sorunları ve koordinasyonu ile ilgilenen ve bunun başına da bir engelli kardeşimizi atıyorum. Beraberinde 2 tane daire başkanlığı ve 5 tane de müdürlük tahsis ediyorum sadece engelliler ve sosyal kesimlerle ilgili. Buradaki bütün yöneticiler ve istihdam edilen ve burada çalışan personelin tamamı engelli olacak. Türkiye Cumhuriyeti tarihinden yapılmamış bir şeyi yapacağız. Bunu çok önemsiyoruz. Engellilerin sorunlarını engelli kardeşlerimizle ve engellileri temsil eden sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte konuşacak ve çözüm arayışları içerisinde olacağız. Bunu tarihte benden başka kimse söylemedi. Tarihte bunu kimse yapmadı bunu ben yapacağım. İnşallah. Özellikle İstanbul’un engelli dostu bir şehir olabilmesi için, İstanbul’daki bütün engellerin kaldırılabilmesi için yönetim anlayışını sergileyeceğim. Ve İstanbul Belediyesini demokratik, katılımcı, şeffaf, ilkeli ve temiz bir modelle yöneteceğim.

-Mesela her partide bir engelli siyasetçimiz olsa sizce engellilerin hakları daha mı önemli olur?

. Bizimde partimizde engelli kardeşlerimiz var, meclis üyelerimiz var daha ötesini söyleyeyim size; yönetim anlayışını engelli kardeşlerimi söz sahibi yaparak ve karar mekanizmalarında birlikte yönetim anlayışı sergileyerek ancak bunu çözebiliriz. Bir milletvekilinin olmasıyla değil. Bakın İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nin iş hacminin ’i edecek 7 genel sekreter yardımcılığı birini engelliler ve sosyal kesimlere tahsis ediyoruz. 2 tane daire başkanlığı, 5 tane müdürlükten bahsediyoruz. Bu ne demek biliyor musunuz? Engelli kardeşlerimiz burada bürokrat olarak çalıştıkları sürece ve temsilden daha öte bir şey şehrin yönetimini onlara veriyoruz. Şehrin yönetimini paylaşıyoruz. Siyasi partilerin bu konuyu sadece siyasi olarak düşünmeleri beni açıkçası yaralıyor. Bu konu engelli konusu değil, konuşmanın başında da söyledim bu toplumun konusu.

-Bildiğiniz gibi Haydi El ele engelliler için kurulmuş bir platform.  Öncelikle sizin engelliler ile ilgili düşünceleriniz nelerdir? (yaşayışları hakkında, sağlık kurumlarındaki hakları hakkında)  Onlar için herhangi bir etkinlikte bulunmak ister misiniz?

  İstanbul’u engelli dostu bir şehir yapmak için bütün kamu binalarından başlamak üzere, toplu taşıma araçlarının düzenlemeleri kamusal alan meydan düzenlemeleri, park ve kaldırım düzenlemelerini tamamen engelli vatandaşlarımızın çok rahat bir şekilde yürüyebilecekleri şekilde, taşıt odaklı değil yaya odaklı bir şekilde çözüm arayacağız. Burada kentsel tasarım projelerini, ulaşım projelerini, yol ve çevre düzenleme projelerini tamamen engelli odaklı düşünerek onun dışında da, başta kamu binaları olmak üzere yeni yapılan bütün binaların engellilerin rahat bir şekilde girebilecekleri ve ihtiyaçlarını rahat bir şekilde karşılayabilecekleri şekilde yapmadıkları sürece ne işletme ruhsatı ne de yapı kullanım ruhsatı vermiyoruz. Bu çok önemli bir şey. Bunu kesinlikle engelli vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılayamayacak nitelikle olan hiçbir yeni binaya asla ve asla ne işletme ruhsatı veriyoruz ne de yapı kullanım ruhsatı veriyoruz. Ama ben teşvikte vereceğim. Mesela bunu yapan işletmelerde bir takım ruhsat harçlarında bir takım temizlik vergilerinden muaffiyetler sağlayacağım. Yani, ben sadece işletmecinin sırtına yük bindirmeyeceğim. Ben belediye olarak bazı gelirlerimden imtina edeceğim. Bende sorumluluk alacağım. Önceliğimiz engelli vatandaşlarımız. Kaldırımlara özellikle ağaç dikiliyor. İstanbul’da başka yer yokmuş gibi. Ben kaldırımlarda ağaç olmasına karşıyım. Kaldırımlar sadece yayaların rahat bir şekilde yürüyebilmeleri ve engelli vatandaşlarımızın rahat bir şekilde hareket edebilecekleri kamusal alanlar olarak düzenlenecektir. Ben şehir planlamacısıyım, kentsel tasarımcıyım. Yani benim işim.

- Toplumsal değerlere sahip çıkan projemizin, üniversite öğrencilerinin katılacağı bir makale yarışması düzenleyecek. Bu makalenin konusu farklılaşma olacak. Onlardan farklılaşmanın ne demek olduğunu öğreneceğiz. Örneğin: bir engelli diğer insanlara göre farklı mıdır? Bu sebepten dolayı toplumda ortaya çıkan durumların tartışılacağı bir makale yarışması olacak. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu tür yarışmalar gençlerimizi daha bilinçli olmaya iter mi?

Bu konu bilinçlendirme ve farkındalık konusu. Sosyal sorumluluk projeleriyle bunlar gerçekleştirilebilir. Bu da tabi markaların, kamu kurum ve kuruluşların, özel sektörün ve sivil toplum kuruluşlarının toplumun bütün kesimlerinin birlikte duyarlılık sergileyecekleri konulardır bunlar. Burada gençleri çok önemsiyorum, bende genç bir kardeşinin olarak özellikle gençler ülkemizin ve milletimizin geleceği ve teminatıdır. Gençler özellikle idealleri, hayalleri ve hedefleri toplumsal ve sosyal sorumluluk projeleri doğrultusunda şekillenir ve bu noktada kafalarını yorarlarsa, toplum için fayda sağlayacak konular hakkında düşünüp çalışırlarsa toplum düzelir. O yüzden gençlerin bu tarz sosyal sorumluluk projelerine aktif rol vererek katılımlarını sağlamak zorundayız. Aynı şekilde engelliler için yaptığımız katılımı gençler ve kadınlar içinde düşünüyoruz İstanbul Belediyesinde. Ve tarihte hiçbir şekilde gerçekleşmemiş; demokratik, katılımcı, şeffaf bir modeli inşallah İstanbul Büyükşehir Belediyesinde Türkiye’ye değil, bütün dünya için örnek olabilecek 8500 yıllık tarihiyle 3 büyük medeniyete beşiklik etmiş olan demokrasi şehri İstanbul’u yönetim anlayışımızla, insanların en rahat, özgür ve refah içerisinde yaşadıkları bir şehir haline getireceğiz.

-Eklemek istedikleriniz.

Öncelikle çok teşekkür ediyorum, sizleri de tebrik ediyorum. Ben inanmadığım, düşünmediğim hiçbir şeyi konuşmam ve söylemem. İnandığım doğrularım ve ideallerim için de hayatım boyunca her şeyden vazgeçebilirim. Sizleri de pırıl pırıl gençler olarak böyle ulvi amaçlar sosyal sorumluluk projelerinde öncü olarak faaliyet göstermenizi çok önemsiyorum ve tebrik ediyorum. Konuştuklarımız vaat değil. Seçim öncesinde konuştuklarımız, seçim sonrasında seçileceğimi düşünüyorum inşallah tabi bu Cenab-ı hakkın takdiri. Her ortamda, her platformda milletim ve partim bana hangi aşamada ne görev verirse aynı hassasiyetle aynı sorumluluklarla sizlerin yanında olmaya devam edeceğimi ifade etmek isterim. Ayağınıza sağlık. Geldiğiniz için çok teşekkür ederim. Açıkçası sizin gibi genç kardeşlerimizin böyle sosyal sorumluluk projeleriyle özellikle de ülkemizin, toplumumuzun en önemli sorunlarından ve önceliklerinden biriyle ilgilenmeniz ve faaliyetler yürütmeniz beni çok mutlu etti.

facebookta paylaş