Haydi el ele

ANNE ve AİLE

Aile toplumumuzun en küçük kurumudur. İçinde yaşadığımız evlerimizi, içinde bulunduğumuz topluma benzetebiliriz

ANNE ve AİLE

Aile toplumumuzun en küçük kurumudur. İçinde yaşadığımız evlerimizi, içinde bulunduğumuz topluma benzetebiliriz. İçinde yaşadığımız binaların biriket veya tuğlaları ne kadar sağlam ve  dayanıklı olursa binalar da o kadar sağlam ve dayanıklı ve kalıcı olur. Aileler de toplumun biriket ve   tuğlaları mesabesindedir. Dolayısiyle aileler ne kadar güçlü kuvvetli ve bilinçli olursa, içinde yaşadığımız toplum da o kadar güçlü kuvvetli ve bilinçli olur.

Genel anlamda aile anne-baba ve çocuklardan oluşmaktadır.Her  kesin ayrı ayrı görevleri vardır. Sağlıklı bir aile herkesin görevlerini eksiksiz yerine getirdiği ailelerdir.

Aileyi bir saate benzetirsek çocuklar saatin saniyesi, anne akrebi ve baba yelkovanıdır. Hepsi birlikte düzenli çalışırsa saat doğruyu gösterir. Saniyenin çalışmadığı, yelkovanın ve akrebin bazan çalışıp bazan çalışmadığı bir saat sağlıklı olmaz ve doğru zamanı göstermez. Şüphesiz her kesin üzerine düşen görevi yerine getirmediği bir aile de mutlu ve huzurlu olmaz.. Evi derleyip toparlamada en büyük görev anneye düşer. Annenin sabrı,şefkati, becerisi, hoş görüsü ve fedakarlığı  yuvayı yaşanabilir bir ortam haline getirebilir.


Kültürümüzde yer alan " yuvayı dişi kuş yapar" sözü  annenin feraseti, olayları kavrama ve değerlendirme becerisi olmazsa, ailelerin
sıkıntıya gireceğine işaret etmektedir. İnsanları dünyaya getirip büyütüp besleyen anne-babalara ömrümüzün her anında yardımcı
olmalıyız,onların evlatları için çektikleri sıkıntıları unutmamalıyız.

Dünyada başkaları için canını verebilen iki grup insan vardır.Birisi şehitlerimizdir. Milletinin rahat ve huzuru, vatanının hürriyet ve bağımsızlığı için kendi canlarından vaz geçerler. İkincisi de annelerdir. Evlatlarının canı ve geleceği için kendi canından ve
rahatından vazgeçerler. Anne - babaların bu fedakarlığına Allah (c.c) Kur'an-ı Kerimde şöyle dikkat çekmektedir "Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi,anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti.Eğer onlardan biri ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara öf bile deme; onları azarlama, onlara tatlı ve güzel söz söyle. Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: Rabbim!Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı." (1) Evlat yetiştirmede annenin emek ve gayreti tartışılmaz bir şekilde babadan önde gelmektedir. Bu konuya ışık tutan bir hadisi şeriflerinde peygamber efendimiz Hz. Muhammet Mustafa şöyle buyurmaktadırlar. Bir adam peygamber'e gelerek, Ya Resulallah, halk içinde iyi muamele yapmama en ziyade layık olan kimdir diye sordu  "Anandır, buyurdu. İki defa daha sorduğunda aynı cevabı tekrar etti. Sonra kim gelir?diye sordu. Baban buyurdular"(2)

Bir anne-babayı dünyada en çok sevindiren evlatlarının başarısı ve huzurudur. Bir evlat  annesini sevindirmek istiyorsa hayatta kendine verilen görevi iyi yapacak ve  başkalarına muhtaç olmayacak. Anne bir ağaç ise , kardeşleri de o ağacın dalları mesabesindedir. Ağaca sevgi sadece gövdesini sevmekle olmaz. Dolayısı ile annesini seven bir kişi kardeşlerini hatta babasını da sevmesi gerekir. Sevgi ve saygı aileyi kapsamaz ise anne rahat içinde olamaz.

kaynak:www.kozanbilgi.net
facebookta paylaş
İlgili Konular